Bu Blogda Ara

27.11.2008

Akademik iş ilanları / bursları takip

1- Akademik Kariyer Merkezi : yurt içi/dışı burs ilanları, yurt içi/dışı akademik personel ilanları, Türkçe.
http://kariyermerkezim.com/

2-Akademic Key for science : We created Academic Keys to offer universities a venue to efficiently recruit for higher-level faculty and administrative positions. tabiki ingilizce.
http://sciences.academickeys.com/

3-Akademisyen için gerekli bilgileri içeren bir site. Türkçe.
http://www.akademisyenler.org/

14.11.2008

Page.IsPostBack C#

eğer şu tarz soruları sıkça soruyorsanız çözümü var .

"neden dropdownlist nesnem seçili değeri değilde hep ilk değeri veriyor?"
"neden asp.net kontroleri selectedIndex değeri için hep 0 veriyor? oysa seçim yapıyorum."

şöyle bir senaryomuz var :

sayfanızın ilk açılış load fonksiyonunda dropdownlist nesnesini dolduruyorsunuz. Ve form her açıldığında işlemin bir postback olup olmadığna bakmaksızın dropdownlist nesnesini sıfırlayıp yeniden dolduruyorsunuz.Eğer böyle ise load fonkiyonu içinde IsPostBack kontrolu yapmalısınız,

sayfa ilk defa açılıyorsa (IsPostBack ==false) dropdownlist doldurulmalı,
ilk defa değilde bir kontrollün bir olayı çağrılacaksa (butona basma, listeden seçme) (IsPostBack ==true) ise dropdownliste hiçbir işlem yapılmamalıdır.

private void Page_Load()
{
if (!IsPostBack)
{
// sayfa ilk kez açıldığında yapılacak işlemler
// dropdownlist,listbox,datagrid gibi veritabanından bilgi çeklip bu nesnelere atanması


}
else
{
// kontrollerden biri harekete geçtiğinde yapılacak işlemler (postback)
}

// sayfanın açılış sırasına bakmaksızın , ilk,2,3,... her zaman yapılacak işlemler
}

13.11.2008

C için e-kitap

  1. c yi basit temelleri ile başlayarak anlatan bir e-kitap indir...
  2. nn

31.10.2008

Ms Sql Server 2005 Express Kurulumu

MS Sql Server 2005 exp indirmek için burdan buyrun...









Bu aşamada özellikle gelişmiş ayarlarları yapabilmek için , alttaki kutucuğun seçili olmamasına dikkat ediyoruz. eğer seçili ise mütakip 4 resimde gösterilen ayarlar varsayılan olarak kurulacaktır. Bizde bunu istemiyoruz.





































hayırlı olsun : )
yalnız bundan sonra SQLServer2005 SSMSEE de kurmamız gerekiyor ki managament studio açabilelim. SQLServer2005 SSMSEE'yi indirmek için burdan buyrun...








20.10.2008

Konuşma İşleme -Speech Processing

Konuşma işleme üzerine bir ders içeriği

Speech Processing (E4.14)
Mike Brookes20 lectures in the Spring Term


Syllabus
The human vocal and auditory systems. Characteristics of speech signals: phonemes, prosody, IPA notation. Lossless tube model of speech production. Time and frequency domain representations of speech; window characteristics and time/frequency resolution tradeoffs. Properties of digital filters: mean log response, resonance gain and bandwidth relations, bandwidth expansion transformation, all-pass filter characteristics. Autocorrelation and covariance linear prediction of speech; optimality criteria in time and frequency domains; alternate LPC parametrisation. Speech coding: PCM, ADPCM, CELP. Speech synthesis: language processing, prosody, diphone and formant synthesis; time domain pitch and speech modification. Speech recognition: hidden Markov models and associated recognition and training algorithms. Language modelling. Large vocabulary recognition. Acoustic preprocessing for speech recognition.

Lecture List
Overview of Course
Sound Waves in a Tube
Time-Frequency Representation
Characteristics of Filters
Autocorrelation Linear Prediction and Spectral Whitening
Covariance LPC and LPC Parameter Sets
Cepstral Coefficients and Line Spectrum Frequencies
Speech Coding using uniform and non-uniform quantisation
Speech Coding using Adaptive Differential PCM
Code-excited Linear Prediction
Phonetics: Vowels, Consonants and Prosody
Speech Synthesis: Words to Phonemes
Speech Synthesis: Phonemes to Sounds
Introduction to Speech Recognition
Hidden Markov Models and Viterbi Recognition
Hidden Markov Model Training
Continuous Speech Recognition
Language Modelling
Input Processing

kaynak:http://www.ee.ic.ac.uk/hp/staff/dmb/courses/speech/speech.htm

19.10.2008

Makale yazım kılavuzu

Makale en az 4, en fazla 8 sayfalık olacak şekilde planlanmalıdır. Alt başlıklar, uyduğu durumlarda, I. Öz, II. Giriş ve Altyapı, III. Sistemin Tanıtımı ve Çalışma Prensipleri, IV. Yazılım Bazında Simülasyonlarla Sistemin İncelenmesi, V. Donanım Bazında Deneysel Olarak Sistemin İncelenmesi, VI. Sonuçlar, VII. Referanslar bölümlerini içermelidir.

Makalenin I. Öz (Abstract) bölümünde yaklaşık 100 kelimeyi aşmayacak ve Öz’ü okuyacak bir kişinin gerek yazılım gerekse donanım bazında neler yapıldığını ve varsa yenilik ve katkıları anlayacağı şekilde olmalıdır. Öz hem Türkçe hem İngilizce hazırlanacaktır. Öz’ün bitiminde anahtar kelimeler yazılmalıdır.

II. Giriş ve Altyapı bölümünde çalışmanın öneminden, uygulama alanlarından bahsedilir. Çalışmayı ilgilendiren konuda bir literatür taraması yapılır, kimler neler yapmış kısaca referans vererek bahsedilir, çalışmanın literatürdekiler arasındaki yeri tespit edilir, varsa literatürde bulunmayan yenilik ve katkılardan bahsedilir.

III. Sistemin Tanıtımı ve Çalışma Prensipleri bölümünde sistem tanıtılır, çalışma prensiplerinden, kontrol yöntemlerinden bahsedilir. Varsa ilgili ilişkilendirmeler referans verilerek kurulur.

IV. Yazılım Bazında Simülasyonlarla Sistemin İncelenmesi bölümünde yazılım bazında bir çalışma yapıldı ise hangi programın kullanıldığı, simülasyonların hangi varsayımlarla gerçekleştirildiği anlatılır. Yazılım bazında sistem tanıtılır ve çalışma prensiplerinden bahsedilir, alınan simülasyon sonuçları varsa grafiklerle beraber değerlendirilir, beklenen sonuçlar ile elde edilenler karşılaştırılıp yorumlar yapılır, farklar varsa sebepleri üzerinde yorumlar getirilir. V. Donanım Bazında Deneysel Olarak Sistemin İncelenmesi bölümünde donanım bazında deneysel bir prototip çalışma yapıldı ise devre tanıtılır, devre şemaları verilir, kontrol yöntemleri ile ilgili blok şemalar verilir, çalışma prensipleri anlatılır. Yapılan testler, alınan deneysel sonuçlar varsa osilaskop vb. çıktıları ile beraber değerlendirilir, beklenen sonuçlar ile elde edilenler karşılaştırılıp yorumlar yapılır, farklar varsa sebepleri üzerinde yorumlar getirilir. Yazılım ve donanım çalışması her ikisi birden yapıldı ise karşılaştırılıp varsa farklar üzerinde yorumlar yapılır.

VI. Sonuçlar bölümünde yapılan çalışma sonunda elde edilen ve vurgulanması gereken önemli bulgu ve sonuçlardan bahsedilir. Varsa yenilik ve katkılar uygulamadaki önemleri vurgulanarak bahsedilir. İleriye dönük potansiyel araştırma konularından bahsedilir.

VII. Referanslar bölümünde makale yazılırken verilen referansların sıra numarası verilerek sırasıyla dökümü yapılır. Referans bilgilerinde referans verilen kitap, dergi, internet sitesi gibi referanslara ait okuyucunun kolaylıkla ulaşabileceği tüm bilgiler bulunmalıdır. Örneğin kitap adı, yazar adı, basım firmasının adı, basım yılı, vb. Dergiler için dergiden referans verilen makalenin tam adı, makale yazarlarının adları, derginin adı, hangi yıla ait olduğu, makalenin derginin kaçıncı sayfalarında olduğu vb. bilgiler bulunmalıdır. Bunun için IEEE'nin referans formatı kullanılabilir.

kaynak: http://electronics.ege.edu.tr/belgeler/bitirme_projesi/Bitirme_Projesi_%C5%9Eablonu-29.05.07.doc

18.10.2008

MATLAB için kaynaklar

1- temel programlama işlemleri için ingilizce bir doküman: matlabNotes.pdf

2- DSP : sayısal sinyal işleme (digital signal processing)
  1. MATLAB Tutorials for DSP Students
  2. Speech Processing using MATLAB , indir...
  3. Digital Signal Processing Using Matlab V4 - Ingle & Proakis 1997
  4. Digital.Signal.Processing.Filtering.Approach
  5. Time Segment Processing from DAFX

Elektronikçiler için e-book

bu forumda elektronikle alakalı e-book paylaşımları yapılıyor. işinize yarayabilir .

http://www.elektrotekno.com/forum-10.html


Robotics Books Introduction to A...
Robotlar hakkında her türlü kitap paylaşım bölümü

Telecommunication Books Electromagnetic W...
Wireless, Optical networks, WDM, GMPLS, WiMAX, UWB, RFID, UMTS/3G, Bluetooth, WLAN, GPS, Satellites, Wireless sensors, Broadband, Antennas

DSP Books dsp kursu video ş...
İşaretler ve sistemler, işaret işleme, görüntü işleme hakkında her türlü kitap paylaşım bölümü

11.10.2008

30 programlama dilinin mucitleri / The Creators of 30 Programming Languages

Behind any programming language there is a creator or sometimes a small team. Each language has a story and a philosophy and each creator had a motivation, a problem to solve.
Programming languages influence and sometimes determine the way programmers solve problems and the way problems can be solved. They gain supporters, make enemies and cause flames and “religious” wars.
I think it is very useful for every programmer to understand the history of programming languages and also to understand the reasoning and the way of thinking of the programming language designers; for the programming languages you love but, even more, for those you don’t like or understand.
I compiled here a list of languages with their creators and some links to information about them. I tried to include home pages, blogs, Wikipedia links and interviews.I apologize for any mistake and I will correct it if/when I am notified.
Most of the interviews are extremely interesting. Don’t miss Grace Hopper’s interview.

kaynak ve devamı : The Creators of 30 Programming Languages: pages, biographies, blogs, interviews

24.09.2008

changing favorites folder adress

NOTE: The steps in this section involve editing the registry.

WARNING: Using Registry Editor incorrectly can cause serious, system-wide problems that may require you to reinstall Windows NT to correct them. Microsoft cannot guarantee that any problems resulting from the use of Registry Editor can be solved. Use this tool at your own risk. 1. Run Regedt32.exe.
2. Navigate to the following location:

Select the Favorites value in the following registry path:
HKEY_CURRENT_USER\Software\Microsoft\Windows\CurrentVersion\Explorer \User Shell Folders
3. Click to select the Favorites value.
4. On the Edit menu, click String.
5. Change the current path to reflect the UNC path (for example, \\CommonServer\FavShare) or mapped drive (for example F:\Favorites) of the new server share for the common Favorites folder.
6. Start Internet Explorer.
7. On the Favorites menu, click Organize Favorites, and then verify that the new location was saved properly.

10.09.2008

tez savunmasında sorulan bir soru ...

"Hiç bilmeyen birisine uzmanlık alanınızı nasıl tarif edersiniz?" sorusu için sayın
Atilla Elçi hocamızın söyledikleri ilgimi çekti , böyle bir soruyla karşılaşacak olursak hazılıklı olmakta fayda var...

şöyle cevaplamış hocamız:
" YL öğrencilerimin tez sınavına juri üyesi olarak aldığım bir meslektaşımın her öğrencime sorduğu değişmez sorusu vardır. Savunmanın sonunda şu soruyu sorar:

"Tezini anneannene anlatıyor gibi kısaca anlat bakalım."


kaynak: Re: Hic bilmeyen birisine uzmanlik alaninizi nasil tarif edersiniz?

4.09.2008

C# ta isInteger,isDouble gibi fonksiyonlar

C# üzerinde bir değişkenin tamsayı mı (integer) yoksa ondalıklı sayı mı (decimal,double) ontrol etmek için hazır bir fonksiyon yok gibi gözüküyor. Msdn de global class altında isInteger diye bir metod gözüksede nasıl çalışacağına dair bilgi yok.

öyleyse iş başa düşüyor ve programcılık devreye giriyor kendimize ait fonksiyonlar yazmamız gerekiyor. işte bir kaç örnek, diğer değişken tipleri içinde benzer şekilde fonksiyonlar yazılabilir.

public static bool ondalikliMi(string sayi)
{
try
{
Convert.ToDouble(sayi);
return true;
}
catch
{
return false;
}
} //ondalikliMi

public static bool tamsayiMi(string sayi)
{
try
{
Convert.ToInt32(sayi);
return true;
}
catch
{
return false;
}
} //tamsayiMi

.NET Framework 3.5, 3.0, 2.0 versiyonları için aşağıdaki fonksiyonlarda kullanılabilir. Daha kısa daha öz.

public static bool ondalikliMi(string sayi)
{
double ondalik;
return double.TryParse(sayi, out ondalik);
} //ondalikliMi


public static bool tamsayiMi(string sayi)
{
int tamsayi;
return Int32.TryParse(sayi, out tamsayi);
} //tamsayiMi

3.09.2008

Toshiba Satellite U305 -S7446 XP DRIVER

Toshiba Satellite U305-S7446 XP DRIVER
bu driverlar kuzenimin bilgisayarımda denenmiştir. hepsi doğru çalışmaktadır.

This Driver also can be installed for Toshiba Satellite U305 or U300 Series Notebooks that will be downgraded to Windows XP.

1- wlan : İntel WLan 802.11abg/g
2- kablosuz ethernet : intel Proset wireless
3- ekran kartı : Intel Caristoga-GM display driver
4- network : network driver
5- ses kartı : sound driver
6- kamera : Chicony webcam driver
7- kart okuyucu : SD-utilities
8- touch pad : driver + on/off utility
9 - hotkey : hotkey utility

30.07.2008

İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü GoogleMap

Bu kampüste yer alan fakülteler:



27.07.2008

Sony Vaio VGN-CR520E XP Driver

Sony Vaio VGN-CR520E XP Driver
bu driverlar kendi bilgisayarımda denenmiştir. hepsi doğru çalışmaktadır.

1- kamera : Sony Visual Communication Camera VGP-VCC6 - RIDCAM
2- ekran kartı : Intel onboard vga driver
3- kablosuz ethernet : Intel wireless ethernet driver 4965AGN
4- SD-Memory Stick: PCMCIA & Flash Memory
5- bluetooth : BCM2046
6- anakart chipset : Intel PM965
7- modem : HDAUDIO SoftV92 Fax/Modem
8- ethernet : realtek RTL8101E
9- ses kartı : realtek

19.07.2008

Sayfanıza GoogleMap eklemenin en kolay yolu

http://wikimapia.org/#lat=38.822591&lon=33.3984375&z=6&l=36&m=a

1-yukarıdaki sayfaya gidin
2-eklemek istediğiniz yeri search kısmında aratın yada kendiniz yaklaşarak bulun.
3-WikiMapia menusunu tıklayın , Map on your page tıklayın.
4- sayfa üzerinde açılan iframe le başlayıp iframe le biten kodu direk sayfanıza yapıştırın.
5- kod üzerindeki genişlik ve yüksekliği istediğiniz gibi değiştirin width="250" height="250" varsayılan değerlerdir.

USB ile bulaşan viruslere bir önlem - autorun özelliğini kapatmak - turnoff autorun

usbler çıktı viruslerle baş edemez olduk, her yerden virus yağıyor : (

usblere yerleşmiş olan autorun.inf dosyaları gizli dosya oluyor ve usb otomatik açıldığı anda istediği virus bulaştırma programını çalıştırıyor. öyleyse şöyle bir şey çözüm olabilir mi ?

bilgisayar takılan harici donanımlar için windowsun otomatik açma özelliğini kaldırsak. bir donanımı açmak istediğimizde (cd,usb,sd card vs) çift tıklamak yerine sağ tıklayıp aç desek. böylece bu donanımlarda gizlenmiş olan autorun.inf dosyası çalışmayacak ve viruste bilgisayar bulaşmayacak.
sadece bir öneri, işe yarayacağını düşüyorum.
peki bunu nasıl yapıcaz , adımları takip edin:


1- start/başla
gpedit.msc yazıyoruz tamam diyoruz.

2- karşımıza şu ekran geliyor . buradan şekildeki ağaçı takip ederek System buluyoruz.

3- system i seçtiğimizda sağ taraftaki listede resimdeki gibi karşımıza geliyor. Burada gördüğümüz Turn Off Autoplay çift tıklıyoruz.

4-karşımıza yeni gelen ekranda Enabled seçip listeden de All drives seçip tamamlıyoruz.

artık dışarıdan taktığımız donanımlar otamatik çalımayacak. ancak biz sitediklerimi çalıştıracağız. tabiki çift tıklamadan. çünkü çift tıklama da otamatik çalıştır demektir.

15.07.2008

Lnb çıkışı aşırı yüklendi - Warning lnb short

televizyonunuzun yerini değiştirdiniz ve uydudan gelen kabloyuda farklı yere taşıdınız. tabi bunun için kablo ucundaki konnektörü (metal başlık diyelim) söktünüz ve yeni yerine taşıyıp bir daha taktınız. kabloyu uydu alıcınıza taktınız ve Lnb çıkışı aşırı yüklendi - Warning lnb short , cihazın fişini çekiniz uyarısı aldınız. korkmayın : ))

problem şu ki konnektörü takarken kablonun ortasındaki kalın bakır tele kablonun dış çevresinde bulunan ince alimunyum tellerin temas etmemesi gerektiğine dikkat etmediniz.

yapacağınız iş, konnektörü çıkarıp alimunyum ince telleri sıyırıp fazlasını kesip, kalın tele değmeyecek şekilde konnektörü tekrar takmak.

bende hafta sonu aynen bunu yaptım : D

MS WORD sayfa numarasını iki farklı formatta rakamlama (roma - normal rakam)

tez yazan arkadaşlar bu başlığı görünce evet ya bende bunu arıyordum diyeceklerdir.

sorun şu tez yazımında bazı kurallar vardır (ayrıntı için tıklayınız....) , bizi ilgilendireni ise sayfa numaralandırma prosedürü. Gerçek yazıya geçene kadarki her bölüm (içindekileri,önsöz,özet,şekil listesi vs vs) roma rakamı ile numaralandırılır , girişten itibaren ise normal rakamlarla (latin,arap) numaralandırılır.

genelde şöyle bir çözüm bulunur-aslında çözüm değildir- : iki ayrı word dosyası yaparım birini roam birini normal yaparım denir. ama ozaman iki doaya bağımsız olur ve içindekiler kısmındaki referanslar ortadan kalkar. böyle bir durumda ' Hata ! Yer imleri bulunamadı ' - ' Error ! Bookmark not found ' uyarısı alırız.

asıl çözüm ise şu :

1- roma rakamı ile numaralandırılacak son sayfayanın sonkısmına kadar gelinir.

2- insert/ekle menusünden Break /Kesme seçilir. şu menu gelmesi lazım. bu menuden 'Next Page/ Sonraki Sayfa' seçeneğini onaylıyoruz. Bu şekilde dosyamızı sanal olarak 2ye ayarımış oluyoruz.

3- roma rakamı olacak sayfalardan herhangi birine gelip sayfa numarası ver deyip ,format olarak roma rakamı seçiyoruz.
4- normal numaralandırılacak sayfaların herhangi birine gelip yine sayfa numaraı ver diyoruz, numaralamaya 1'den başla diyoruz ve format seçeneğinden istediğimiz sayı şeklini seçiyoruz.

hepsi bu kadar kolay gelsin.

son olarak MS Word le alakalı bir SSS dokümanı : http://www.farukcubukcu.com/images/docs/microsoft-word-sss.htm

11.07.2008

TUBİTAK Bildiri destekleme programı

Tubitak tarafından yurt içi yada yurt dışı etkinlikere katılımlarda-bildiri sunumlarında belli miktarlarda destek veriyor.

yurt içi için bir kaç önemli madde:

DESTEK KAPSAMI:
· Etkinliklere ülke içinden ve il dışından katılacak ve etkinlikte sunum yapacak olan 35 yaşını aşmamış genç araştırmacıların konaklama ve yol giderlerine kısmi desteği,
· Etkinlik için poster, bildiri kitabı, özet kitabı ve CD yazım-basım giderlerini kapsar.

DESTEK MİKTARI-ÖDEME ŞEKLİ
2008 yılı için etkinlik desteği üst sınırı;
· Ulusal nitelikli etkinlikler için 15.000,00 YTL
· Uluslararası katılımlı nitelikli etkinlikler için 20.000,00 YTL
· Uluslararası nitelikli etkinlikler için 25.000,00 YTL olarak belirlenmiştir.

ayrıntılı bilgi: http://www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/BIDEB/detayli_bilgi/DB_2223.doc


yurt dışı için bir kaç madde:

BAŞVURU KOŞULLARI

• T.C. vatandaşı olmak,
• Katılmak istenilen etkinliğin araştırmacının bilim alanı ile ilgili önemli kabul edilen uluslararası kongre, konferans olması ve en az 10 dakikalık sözlü sunum için kabul edilmiş olmak (Poster sunumu destek kapsamı dışındadır),
• En az Lisansüstü eğitim yapıyor veya yapmış olmak,
• Etkinlikte bildiriyi sunacak tek kişi olmak (ilk yazar sunmuyorsa katılmadığına dair dilekçe vermesi durumunda sunacak olan diğer yazara destek verilebilir.),
• Veya genç bilim insanlarının katılacağı ileri düzeydeki teorik ve pratik bilgilerin öğretildiği yaz okullarına kabul edilmiş olmak (NATO-ASI ve ARW' ler program kapsamı dışındadır),
• Bu programdan son 1 yıl içinde ( gün/ay/yıl ) yararlanmamış olmak.

DESTEK MİKTARI-ÖDEME ŞEKLİ

• Avrupa ülkeleri için en fazla 1000.- ABD Doları karşılığı YTL,
• Avrupa dışındaki Amerika ve Uzak Doğu ülkeleri için en fazla 1500.- ABD Doları karşılığı YTL verilecektir.

Destek çıktığı resmi yazı ile bildirilen kişilerin desteği alabilmek için, yurda dönüşte:

1. Dizi pusulası,

2. Harcama belgelerinin (uçak bileti, kongre kayıt belgesi, otel faturası) asılları

3. Adaya kuruluşu tarafından yapılabilecek desteğin (yol gideri v.b.) miktarını ya da destek almadığını belirten belgenin teslim edilmesi koşuluyla desteğin miktarı belirlenerek kesinleşir. (Başka bir yerden destek alınması durumunda, başvuru sahibinin alacağı toplam destek miktarı, yapılan harcamaların ( sadece yol, kongre kayıt ücreti ve konaklama) toplamından fazla olması halinde bu fazla miktar TÜBİTAK tarafından yapılacak destekten düşürülür.)

SON BAŞVURU TARİHİ

· Her ayın son cuma günüdür.
· Başvuruların etkinliğin başlama tarihinden en az bir ay önce yapılması gerekmektedir.

Başvuru koşullarından herhangi birini sağlamayan, belgeleri tam olmayan, son başvuru günü mesai bitiminden sonra gelen ve faksla yapılan başvurular işleme konulmaz.

ayrıntılı bilgi : http://www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/BIDEB/detayli_bilgi/DB_2224.doc

genel bilgi için :
tubitak anasayfa > burslar> bilimsel etkinlik
http://www.tubitak.gov.tr/home.do?ot=1&sid=521&pid=453

30.06.2008

On Yılda Programlama Öğrenin - Teach Yourself Programming in Ten Years

Neden herkes böyle bir telaş içinde?

Herhangi bir kitapçıya gittiğinizde Teach Yourself Java in 7 Days (7 Günde Java Öğrenin) benzeri, size birkaç günde veya birkaç saatte Visual Basic, Windows, Internet (vs.) öğretmeyi vadeden kitaplarla karşılaşırsınız. Amazon.com'da şöyle bir arama yapınca:
pubdate: after 1992 and title: days and (title: learn or title: teach yourself)
(1992'den sonra basılmış baslığında gün ve öğrenin kelimeleri geçen kitaplar)

karşıma 248 sonuç geldi. Bunların ilk 78 tanesi bilgisayar kitaplarıydı (79. ise, Learn Bengali in 30 Days (30 Günde Bengalice Öğrenin)). "Gün" anahtar sözcüğünü "saat" ile değiştirdiğimde ise sonuç benzerdi: ilk 77 bilgisayar kitabını 78. olarak Teach Yourself Grammar and Style in 24 Hours (24 Saatte Gramer ve Stil Öğrenin) takip ediyordu. Gelen toplam 253 sonucun ilk 200'ünün %96'sını bilgisayar kitapları oluşturuyordu.

Birkaç günde, Beethoven, Kuantum Fiziği ya da köpek eğitimi öğreten kitaplar yok. Bu sonuçlara bakılırsa, ya insanlar bilgisayar hakkında yeni şeyler öğrenmek için çok hevesli ve aceleci ya da bu iş bir şekilde inanılmaz derecede kolay.

Bakalım Learn Pascal in Three Days (3 günde Pascal Öğrenin) benzeri bir başlık ne anlama gelebilir:


Learn(öğrenin): İlk olarak 3 gün kayda değer programlar yazarak, yazdığınız programlardaki başarı ve başarısızlıklarınızdan ders almanıza yetecek bir süre değildir. Ne tecrübeli bir programcıyla çalışmaya, ne de o ortamın içinde yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya zamanınız olmayacaktır. Bu durumda sadece yüzeysel bir aşinalıktan bahsedilebilir, derinlemesine bir kavramadan değil. Kısacası dili iyi öğrenmeye fırsatınız olmayacaktır. Alexander Pope'nin de söylediği gibi bir "yarı bilgili olmak çok tehlikelidir".


Pascal: 3 gün Pascal'ın sözdizimini öğrenmeye yetebilir (tabii eğer benzer sözdizimli bir dili önceden biliyorsanız), ama bu sözdizimini verimli bir şekilde kullanmayı öğrenemezsiniz. Kısacası, eğer bir Basic programcısıysanız, Pascal'da Basic mantığına dayanan programlar yazmayı öğrenebilirsiniz ama Pascal'ın hangi özellikler için iyi (ve nelerde kötü) olduğunu öğrenemezsiniz. O zaman ne anlamı kalır ki? Alan Perlis "Programla mantığınızı etkilemeyen bir dili öğrenmiş olmanın bir değeri yoktur." demis. Bir ihtimal, belirli bir işin üstesinden gelmek için biraz Pascal (yada muhtemelen Visual Basic ya da JavaScript) öğrenmeniz gerekiyordur. Bu durumda da nasıl programlama yapacağınızı değil, ancak o anki sorunun üstesinden nasıl geleceğinizi öğrenirsiniz.


in Three Days(üç günde): Malesef, ilerki bölümde de göreceğiniz gibi bu süre yetersiz.


On yılda Programlama Öğrenin

Araştırmacıların da (Hayes, Bloom) ortaya koyduğu üzere, satranç oynamaktan beste yapmaya, resimden piyanoya, yüzmeden tenise ya da nöropiskoloji ve topoloji alanlarında araştırma yapmaya kadar bir çok alanda uzman olmak, on yıl civarında bir zaman alıyor ve bunun bir kısayolu var gibi gözükmüyor. Daha 4 yaşında müzik dahisi olduğu anlaşılan Mozart bile, ancak 13 sene sonra dünya çapında ses getirecek bestelerini yapmaya başlamış. Diğer bir tarzda, Beatles, 1964'te sahnelere, ardarda hit olan şarkıları ve Ed Sullivan'ın programında çıkmalarıyla gelmiş gibi gözükseler de, aslında 1957'den beri Liverpool ve Hamburg'da küçük klüplerde çalıyorlardı. Başlangıçta kitleleri çabuk cezbetmelerine rağmen ilk kayda değer başarılarını 1967'de Sgt. Peppers ile yakaladılar. Samuel Johnson'a göre bu süreç on yıldan da fazla sürmekte: "Herhangi bir alanda kusursuzluğun, bir ömürboyu o iş için çalışmaktan daha hafif bir bedeli yoktur." Chaucer de, bir sanatı öğrenmenin çok uzun sürdüğünden, ama hayatın çok kısa olduğundan yakınır.

Benim programcılıkta başarı için tavsiyelerim şunlardır:
Sırf ne kadar eğlenceli olduğunu görmek için programcılıkla biraz uğraşın, programlar yazın. Programcılığın, on sene uğraşmak istemenizi sağlaycak kadar eğlenceli olan boyutunu kaybetmemesini sağlayın.


Diğer programcılarla konuşun, başka programları okuyun. Bu herhangi bir kitap veya kurstan daha önemli ve yararlıdır.


Programlar yazın. Öğrenmenin en iyi yolu pratiktir. Daha teknik bir şekilde ifade edecek olursak; "Bireylerin performanslarının en üst düzeyine, elde edilen tecrübelerle erişilemez, fakat çok deneyimli bireylerin bile gelişme yönündeki yoğun çabaları performanslaını yükseltmeye yeter." (s.366) ve "En verimli öğrenme şekli, bireyin seviyesine uygun bir konu üzerinde, bilgilendirici geri beslemeler, tekrarlama fırsatları ve hataların düzeltilmesi gibi çalışmalar gerektirir." (s.20-21) " Cognition in Practice: Mind, Mathematics, and Culture in Everyday Life" isimli kitap bu bakış açısı için ilginç bir referans olabilir.


İsterseniz, üniversitede alacağınız dört yıllık bir eğitim ile (veya yüksek lisans için daha fazlası ile) bazı işler için gereken referansları elde edebilirsiniz. Ayrıca bu sayede konu üzerinde derinlemesine çalışmalar yapma şansı da bulabilirsiniz. Ama okuldan keyif almıyorsanız, biraz daha fazla çaba ile iş ortamında da bu tecrübeyi kazanabilirsiniz. Her iki durumda da kitaplardan öğrendikleriniz yetersiz kalacaktır. The New Hacker's Dictionary(Yeni Hacker Sözlüğü) yazarı Eric Raymond "Sadece boya ve fırça sizi iyi bir ressam yapmayacağı gibi bilgisayar bilimleri eğitimi de, hiçkimseyi uzman bir programcı haline getirmez" der. İşe aldığım en iyi programcılardan biri sadece lise mezunuydu. Çok güçlü ve çok iyi yazılımlar üretti, kendi USENET haber grubuna sahipti ve hiç şüphe yok ki hisse senetleri sayesinde şu anda benim hiçbir zaman olamayacağım kadar zengin.


Başka programcıların da katıldığı projelerde yer alın. Bazı projelerde en iyi, bazılarında en kötü programcı siz olun. Ekibin en iyisi siz olduğunuzda, bir projeyi yönetebilme becerinizi test edebilme imkanı ve vizyonunuzla takım arkadaşlarınızı etkileme fırsatı bulacaksınız. En kötü olduğunuz durumda ise, ustaların neler yaptıklarını ve neleri yapmaktan hoşlanmadıklarını (ki bu size yaptırdıklarıdır) gözlemleme şansı bulacaksınız.


Başka programcıların katıldığı projelerde onlardan sonra yer alın. Başka bir programcının yazdığı programı anlayabilecek seviyeye gelin. Yazılımın yazarı yokken onu anlamak ve düzeltmek neler gerektiriyor görün. Kendi yazdığınız programları da sizden sonra üzerinde çalışacakların işini kolaylaştıracak şekilde nasıl tasarlayacağınızı düşünün.


En az yarım düzine programlama dili öğrenin. Bunların içinde, sınıf soyutlamalarını içeren bir dil (Java veya C++ gibi), fonksiyonel soyutlamaları destekleyen bir dil (Lisp veya ML gibi), sözdizimi soyutlamalarını destekleyen bir dil (Lisp gibi), tanımlama özelleştirmelerini içeren bir dil (Prolog veya C++ kalıpları gibi), eşrutinleri destekleyen bir dil (Icon ve Scheme gibi) ve paralelliği destekleyen bir dil (Sisal gibi) mutlaka bulunsun.


"Bilgisayar bilimleri"nde "bilgisayar"ın da olduğunu unutmayın. Bilgisayarınızın bir komutu çalıştırmasının, ön ya da ana bellekten bir kelime yakalamasının, ardıl kelimeleri diskten okumasının ve disk üzerinde yeni bir yer bulmasının ne kadar zaman aldığını öğrenin. (Cevaplar aşağıda.)


Dil standartlaştırma çalışmalarından birinde yer alın. Bu ANSI C++ komitesi de olabilir, yerel programcılar olarak içe kaydırma standartlarınızın seviyesini belirleyecek bir çalışma da. Her iki durumda da diğer programcıların bir dilde neyi, ne kadar ve biraz da şanslıysanız neden sevdiklerini öğrenebilirsiniz.


Bu dil Standartlaştırma çalışmalarından bir an önce ayrılabilecek sağduyuya sahip olun.
Tüm bunları göz önünde bulundurunca, sadece kitaplardan öğrendiklerinizle ne kadar ilerleyebileceğiniz tartışılır. İlk çocuğum doğmadan önce, bütün How To (Nasıl) ... kitaplarını okumuştum ve buna rağmen kendimi hala bilgisiz bir çömez gibi hissediyordum. 30 ay sonra, ikinci çocuğum doğacakken, bir tekrar için kitaplara geri mi döndüm dersiniz? Hayır, bunun yerine kişisel tecrübelerime güvendim ve daha sonra gördüm ki bu, uzmanlar tarafından yazılmış binlerce sayfadan çok daha yararlı ve güven verici.

Fred Brooks (***), "No Silver Bullets" isimli eserinde iyi yazılım uzmanları bulmak için üç seviyelik bir plan tanımlamış:
Sistematik olarak ve mümkün olduğunca erken iyi tasarımcıları belirleyin.


Yeni başlayanların kariyer dosyalarını düzenlemesi için onların gelişiminden sorumlu bir kariyer yöneticisi görevlendirin.


Yetişmekte olan tasarımcıların birbirlerinden etkilenip harekete geçecekleri imkanlar yaratın.
Bu gösteriyor ki bazı kişiler müthiş birer tasarımcı olmak için gerekli özelliklere zaten sahipler, iş onları ikna etmeye kalıyor. Alan Perlis bunu daha özlü bir biçimde "Herkese heykel yapmak öğretilebilir: Michelangelo'ya ise nasıl yapılamayacağı öğretilmeliydi. Bu çok iyi programcılar için de böyledir." şeklinde ifade etmiştir.

Hadi, şimdi gidip o Java kitabını satın alın; muhtemelen işinize yarayacaktır. Ama 24 saatte, günde hatta ayda, hayatınızın değişmesini veya programcı olarak gerçek yetenek ve deneyimlerinizin gelişmesini beklemeyin.



kaynak: http://www.ileriseviye.org/arasayfa.php?inode=programmingtenyears.html ( Çağıl Uluşahin )
ingilizce kaynak: http://www.norvig.com/21-days.html (Peter Norvig)

14.06.2008

Msn Hata Kodu : 80048820

2 gündür msn açmaya çalışıyorum ama açılmıyor, habire hata veriyor, onar diyorum yok onaramadım diyor, kafayı yicem ne oldu buna derken sistem tarihi.... geçen arkadaşlar bilgisayarımda çalışırken tarihi değiştirdik demişlerdi ,ben de bişi olmaz falan dedim kendimce ... meğerse oluyormuş bişiler...

ama şunu anlamadım, sanane kardeşim msn belki ben hayatı 2 yıl geriden takip etmek istiyom, belki hep dünü yaşamak istiyom :@

30.05.2008

23.05.2008

C# ve Java ile sistemi istenen süre boyunca uyutma

C#
System.Threading.Thread.Sleep(75);

Java
java.lang.Thread.sleep(75);

C/C++
delay(75);

// verilen parametre milisaniye cinsinden
// 1000 ms=1 saniye .

21.05.2008

Yazılımı Tasarlamak

bir önceki makalenin devamı olarak gelen bu makalede eğer hah işte şimdi kodlama kısmı gelecek diyorsanız yanılıyorsunuz. çünkü hala yapacak çok işimiz var.

Yazılımda Tasarım

Bir önceki Yazılım Geliştirme ve Analiz (Yazılım , sadece kodlardan mı oluşur ? ) yazısını okumadıysanız mutlaka okumanızı öneririm. Çünkü bu yazı tamamen orada oluşturduğumuz zemin üzerine bir yazı olacaktır.

Yazılım geliştirmede analiz süreciyle yapılan şey “problemi tanımlamak”tır. Sonrasında gelecek olan adımsa, analizden ve müşterinin performans beklentisi, teknolojiye yakınlığı, bütçesi, fiziksel şartları vb. koşullara bakılarak en uygun çözümün belirlenmesidir. Bu aşama, müşterinin isteklerinin hangi tür donanım, işletim sistemi, ağ sistemi, yazılım dil ve teknolojileri kullanarak yapılacağını belirleyeceğimiz aşama olacaktır. Şimdi yavaş yavaş başlayalım tasarımımıza…

İlk olarak analizden müşterinin yazılım hakkındaki beklentilerini toparlamaya çalışalım.
1. Uygulama bir web uygulaması olacaktır.
2. Uygulamanın arka tarafında verileri saklamak için bir veritabanı kullanılacaktır.
3. Uygulama bir SMS servisi aracılığıyla mesaj gönderecektir.

Uygulama bir web uygulaması olacaksa, yazılımımız ve veritabanı bir web sunucusu üzerine yüklenecek demektir. Bu durumda diyetisyen ve sekreteri de aynı web uygulaması üzerinden sisteme erişerek işlevlerini yürütmek durumundadırlar. Toplamda bir önceki girdide proje şartnamesi için çıkarttığımız listedeki tüm işlevleri bir web uygulamasıyla yerine getirmek mümkündür. Bu durumda analizimizin doğruluğunu sınamış olduk ve tasarım aşamasında konsepti çatısını da belirledik:
“Önde bir web arayüzüyle arka tarafta ilişkisel veritabanıyla çalışacak olan bir sistem geliştirilecektir.”

Şimdi kullanılacak teknoloji ve araçları belirleyelim. İlk olarak müşterinin mevcut bir web hostingi olduğu için buradaki teknolojiyi öğrenmemiz gerekir. Diyelim ki müşterinin web sitesi Asp.Net ve MS Sql destekliyor. O zaman yapmamız gereken web uygulamasını Asp.Net ile kodlayıp veritabanı olarak da MS Sql üzerine tablolarımızı oluşturmak olmalıdır. Bu arada eğer müşterinin özellikle bir teknoloji talebi varsa bunu da dikkate almanız gerekecektir. Örneğin bizim diyetisyen amatör olarak Visual Basic ile ilgileniyor ve kodlamada dil olarak Visual Basic’i tercih etmemizi istiyor olabilir.

Evet, sonuç olarak teknoloji ve araç seçimimizi listeleyecek olursak:
1. Web uygulama tarafı Asp.Net kullanılarak geliştirilecektir.
2. Veritabanı MS Sql 2005 olacaktır.
3. Programlama dili olarak Visual Basic 9 kullanılacaktır.

Yukarıdaki maddeler için müşterinin onayını aldıktan sonraki adım tasarımı detaylandırma aşamasıdır. Teknoloji belli olduğuna göre şimdi analizi önümüze alıp arayüzleri kâğıt üzerinde karalamak (taslak olarak) , önemli fonksiyonları belirlemek ve veritabanı tablo ve tablolar arası ilişkileri belirlemek olacaktır. Bu aşama hem analizimizi detaylı olarak doğrulamamızı sağlar hem de yazılımı geliştirmeye başlamadan önce yazılım bitince ortaya ne çıkacağı yönünde hem müşteriye hem de bize ipucu verir.

Tasarımı detaylandırırken ilk olarak hastaların sisteme güvenli girişini atladığımız fark ediyoruz. Hastalar randevu alırken bazı bilgiler giriyorlar ama öncesinde sisteme güvenli girişleri atlanmış durumda. Yani şu an benim cep telefonu numaramı bilen herkes benim randevu durumumu görebilir ya da benim yerime gidip randevumu iptal edebilir. Diyetisyen ve sekreter için bir giriş paneli var ama hastalar için yok. Hemen bir çözüm iletip diyetisyene sunuyoruz…
Hastalarınız için sisteme güvenli bir giriş ortamı sağlamamız gerekiyor. Bunun için çözüme 4 ekran daha eklememiz gerekiyor. Bunların üçü hastalar için; hasta ilk kayıt ekranı, hasta giriş ekranı ve hasta parola değiştirme ekranı. Bir tanesi de sizin tarafınızdan yönetilecek (sekreter de olabilir) hasta parola sıfırlama ekranı. Hastalar parolalarını unutursalar diye…

Diyetisyenimiz önerimizi onayladı. Şimdi son eksiği tamamlayalım: listeler ve raporlar…
Diyetisyenin, sekreterin ve hastaların sistemden bekledikleri liste ve raporları bilmemiz gerekiyor. Liste ve raporları hem liste ve rapor ekranlarını tasarlamak için hem de tablo ve tablo alanlarımızın doğruluğunu kontrol ederken kullanacağız. Bu noktada liste ve raporların neler olacağını, bunların hangi bilgileri içereceğini ve bilgileri nasıl, hangi biçimde göstermesi gerektiğini sekreter ve diyetisyenden isteyeceğiz. Onlar bu bilgileri hazırlarken biz de elimizdeki bilgilerle web arayüzlerini ve tablo tasarımlarını oluşturmaya başlayacağız.
İlk olarak ekranları tasarlayalım. Her bir ekran için öncelikle ekranı taslak olarak çizip (bir A4 kağıdına kurşun kalemle bile olabilir) ekranı kimlerin kullanacağını, ekranda işleyişin nasıl olacağını, ekran kullanılırken oluşacak istisnai durumlar için neler yapılacağını belirten bir doküman hazırlamalıyız.

tasarı için gerekli resimler ve devamı için kaynak: http://www.chip.com.tr/blog/kadircamoglu/Yazilimda-Tasarim_950.html

not: demekki ne yapıyormuşuz " dereyi görmeden paçaları sıvamıyor muşuz" . daha ne yapacağımızı bilmeden nereye öyle kod yazıyoruz dimi ya ....

Yazılım , sadece kodlardan mı oluşur ?

Yazılım , sadece kodlardan mı oluşur ? Bunun cevabını aşağıdaki makale çok güzel anlatmış.


Yazılım geliştirme sadece kodlamaktan ibaret değildir. Bir problemin çözümü olarak nitelediğimiz yazılımların ne yapacağını ve nasıl yapacağını belirlediğimiz yani problemi tanımladığımız aşama “Analiz” aşamasıdır. Yazdığınız kod ancak isteneni doğru bir biçimde yerine getiriyorsa başarılı bir yazılımdır. Bu nedenle öncelikle yazılımdan ne istendiğinin doğru bir biçimde tanımlanması gerekir.

Yazılım geliştirmede kodlamaya başlamadan önceki aşamada ilk olarak genel bir kapsam çıkartılması gerekir. Bu kapsamla birlikte yazılımın üzerinde çalışacağı donanım bileşenlerini de kapsayacak şekilde bir sistem analizi yapılır. Ardından yazılım ve donanım gereksinimleri ana hatlarıyla belirlenince yazılım için proje planı yapılır, gerekiyorsa ekip oluşturulur ve sonrasında yazılım isterleri çözümlenmeye başlar.

İlk olarak yukarıdaki paragrafın anlamını biraz daha açık hale getirelim. Bu yazı boyunca kavramların ve işleyişin daha iyi anlaşılması açısından bir örnek üzerinden gideceğim. Bir diyetisyen için randevu sistemi. Her bir kavramı ve adımı bu örnekler için uygulanışını da okuduğunuzda daha iyi anlayacağınızı umuyorum.

Kapsam dediğimiz şey, projenin neleri içerip neleri içermeyeceğinin belirlenmesidir. Müşteriler, bu öğretmenleriniz, eşiniz, dostunuz da olabilir, her zaman birçok şey söyleyeceklerdir. Müşterinin sizden isteyeceği her şey yazılım içinde olmalı mıdır? Eğer sonsuz zamanız, bütçeniz, enerjiniz ve sabrınız varsa olabilir. Ama her projenin bir başlangıç ve bir bitiş zamanı vardır. Yani zamanınız sınırlıdır. Bu arada kaynaklarınız da sınırlı. Tek başınıza belirlenen süre içinde yazabileceğiniz kod miktarı da sınırlıdır. E işi yaparken bu kadar sınır varsa, işi çerçevelerken de bazı sınırlar koymalıyız. Biz buna kapsam yönetimi diyoruz.

Randevu sistemini ele alalım. Müşteri bir diyetisyen, bir de sekreteri var. Randevuları ve hastaları takip ediyor. İlk olarak diyetisyenle görüşmeye başlamalıyız. Diyetisyenden geliştireceğimiz sistemden neler beklediğini ana hatlarıyla öğrenmeliyiz. Diyetisyen bu durumda aklına gelen gelmeyen birçok şey söylemeye başlayacaktır.

DİYETİSYEN: Hastalarım internet üzerinden randevu alabilmeli. Sekreterim ve ben de bu randevuları dilediğimiz zaman izleyebilmeliyiz. Bir hasta randevusunu erteleyebilir veya iptal edebilir. Ama bunu en geç 2 iş günü öncesinde yapmalı. Ayrıca gerektiğinde ben de randevuları iptal edebilirim. Bu durumun da hastalara sms ve email ile bildirilmesi gerekir. Her zaman aynı saatlerde çalışmayabilirim. Bazen bazı günler çalışmayabilirim. Bu nedenle takvimin esnek bir şekilde yönetilebiliyor olması gerekiyor. İki hafta sonra yeni yerimize taşınıyoruz. Orada bu sistemin çalışıyor olması benim için önemli. He bir de ek olarak tabii ki hastanın iletişim, kişisel bilgileri, tahlil vb. ve verdiğim diyetleri de sistemin takip ediyor olması lazım.

Şimdi gördünüz mü diyetisyenden gelen son faullü hareketi! Son anda “he bir de” diyerek eklediği şeyler randevu sisteminin kendisinden birkaç kat büyük bir iş. Burada yapmanız gereken diyetisyeni biraz aydınlatmaktır. Randevu sisteminin kapsamını belirleyerek ona yardımcı olalım.

SİZ: Hastanın kişisel, iletişim, tahlil ve diyet gibi bilgilerini tutacak hasta takip sistemi tamamen ayrı bir iştir. Dilerseniz onu da randevu takip sisteminin ardından planlayabiliriz. Ancak anlattıklarınızdan iki ayrı sisteme ihtiyacınız olduğu anlaşılıyor: Randevu takip sistemi ve hasta takip sistemi. Bu iki sistemin birden iki hafta içinde yetişmesi mümkün değil. Bu nedenle biriyle başlamamızı öneririm.

Kapsamı belirlemeye başladık. İlk yaptığımız en üst seviyede sistemleri isimlendirerek kapsamın adını vermek oldu. Şimdi diyetisyeni makul bir insan olarak düşünüp söylediklerinizi değerlendirdiğini ve randevu takip sistemini öncelikli olarak ilk yapmanızı istediğini varsayıyoruz. Şimdi sıra yazılım isterlerini belirlemeye geldi. Yazılım isteri dediğimiz şey, o yazılım yerine getireceği işlevlerin belirlenmesidir. Ek olarak temel iş kuralları, performans beklentileri, kısıtlar vb. şeyler de bu aşamada açıklığa kavuşturulur. Teyitler ve sorularla, olabildiğince temkinli olarak yazılım isterlerini çözümlemeye başlayalım.

Öncelikle elimizdeki bilgileri bir gözden geçirelim:
- Herkes, her yerden sistemi kullanabilecek. Bu projemizin web tabanlı olmasını gerektirecek. Hemen diyetisyene soruyoruz.

SİZ: Herkesin dilediği zaman erişebileceği bir sistem için web tabanlı bir proje geliştirmemiz gerekiyor. Bu yazılıma ek olarak bir web sunucusu ve alan adı kiralanmasını gerektirir. (Sistem çözümlemesi) Web sunucunuz ve alan adınız var mı? Yoksa bunlarla da benim mi ilgilenmemi istersiniz?

DİYETİSYEN: Alan adım ve web sunucum var. Bu konularla ilgilenen arkadaşın ismini ve iletişim bilgilerini size vereceğim. Projenin web ortamında çalışması için gerekli desteği ondan alabileceksiniz.

Evet, şimdi projemizin bir web projesi olacağını netleştirdik. Şimdi sıra işleyişe geçti.
- Her zaman aynı saatlerde çalışmayabilirim. Bazen bazı günler çalışmayabilirim. Bu nedenle takvimin esnek bir şekilde yönetilebiliyor olması gerekiyor.

SİZ: Öncelikle sistemde bir randevu takvimi oluşturarak başlamak gerecek. Bu takvimde siz ya da sekreteriniz önümüzdeki herhangi bir gün için çalışma saatlerinizi direkt olarak ilgili günü seçerek saat aralığını verip randevuları tanımlayabilmelisiniz? Doğru anlamış mıyım?

DİYETİSYEN: Evet ama her gün için teker teker randevu tanımlamayla uğraşmamalıyız. Yani genel olarak seanslar 45 dakika sürer. Sabah saat 10.00 ile akşam saat 17.00 arası normal çalışma saatlerimizdir. Öğlen 13.00 ile 14.00 arasında da yemek arası veririm. Cumartesi ve Pazar günleri normalde çalışmam. Bu standart olarak tanımlı olmalı. Ama biz gerektiğinde ek seanslar ya da günler ekleyebilmeliyiz.

Otomatik tekrarlayan randevu biraz sizi yoracak gibi görünüyor. Hemen itiraz mı etmeli, yoksa bu istek makul mü?
Burada çok kolay bir formül var. Bu istek,
- Mutlaka olmalı mı?
- Olursa iyi olur mu?
- Olmasa da olur mu?

Diyetisyenin randevu işlemlerini bir yazılım üzerinden takip etme nedenlerinden biri de işlerin kolaylaşmasını sağlamak ve sekreterinin yoğunluğuna azaltmak. Her gün için tekrar tekrar takvim girdisi oluşturulmasını beklemek bu iş için pek de doğru değil. Yani bu ister, bu proje için mutlaka olmalı. Bunu kenara koyduk.

SİZ: Sistemde siz randevuları tanımladıktan sonra müşterileriniz randevu alabilecek, erteleyebilecek ya da iptal edebilecek. Sistem erteleme ve iptal için 2 iş günü öncesine kadar müsaade edecek, sonrasında kullanıcı bu işlemleri yapamayacak. Peki, bu 2 iş gününün daha sonra 1 iş günü olması ya da 3 günce çıkması ya da belirli bir müşteriye özel olarak değiştirilmesi söz konusu olabilir mi?

İş kuralını sorguluyoruz. Parametrik mi yapalım? Sabit mi? İstisnaları var mı?

DİYETİSYEN: Çok emin değilim ama bu 2 gün değişmez gibi. Belki 3 gün olabilir ama 1 güne inmez. Özel müşterilerimiz için de şöyle bir şey olabilir: İnternet üzerinden yine işlem yapamazlar ama bizi telefonla aradıklarında sekreterim o randevuyu boşa çıkarabilir. Böylece o seansı boş geçirmek zorunda kalmayız.

Evet, randevu iptal ve ertelemeyi de çözümledik. İptal ve erteleme için maksimum gün sayısı parametrik olmalı. Hastalar bu parametrik değere bağlı olarak erteleme/iptal işi yapabilir/yapamaz olmalılar. Ancak doktor ya da sekreter diledikleri zaman randevu erteleme ya da iptali yapabilmeliler.

- Ayrıca gerektiğinde ben de randevuları iptal edebilirim. Bu durumun da hastalara SMS ve e-mail ile bildirilmesi gerekir.

Hastalar için randevularını iptal etmenin dışında bir de diyetisyen için belirli bir aralıktaki randevuları iptal etme söz konusu. Peki, bu durumda sistem nasıl çalışmalı? Yani diyelim ki sizin bugün saat 15.00 diyetisyenle randevunuz vardı. Diyetisyenin çok önemli bir işi çıktı ve bugünkü bütün randevuları iptal etti. Yarın, öbür gün, hatta bütün bir hafta için tüm seanslar dolu. Size bu alacaklı olduğunuz seans için nasıl bir çözüm önerilecek. Normalde bu iş nasıl çözümleniyordu?

SİZ: Peki randevularını iptal ettiğiniz hastalara nasıl bir çözüm getiriyorsunuz?

DİYETİSYEN: Her biri teker teker aranıyor ve hasta kabul ederse mevcut seanslardan uygun olan birine davet ediliyorlar. Eğer hasta kabul etmezse, normal seansların dışına ek seans konularak hastaya randevu veriliyor.

Bu cevabı ek seans tanımlama işlevimiz yerine getirecek zaten. Şimdi gelelim SMS ve Email ile randevu iptalini bildirmeye. Bu durumda her bir hasta, randevu sistemi üzerinden kayıt olurken cep telefonu ve email bilgilerini girmek zorunda.

SİZ: Hastalarınız kayıt olduklarında gerektiğinde email ve sms gönderebilmek için email adreslerini ve cep telefonlarını almamız gerekecek. Ayrıca tabii ki isimlerini de. Bunların haricinde hastayla ilgili randevu sisteminde olmasını istediğiniz bilgiler var mı?

DİYETİSYEN: Hastanın adı, soyadı, emaili, cep telefon numarası ve oturduğu semt bilgileri bizim için yeterli. SMS için benim çalıştığım bir kurum var. O kurumdan gerekli desteği alabilirsiniz.

Buraya kadar yazılımın hem kapsamını belirlemiş olduk hem de isterlerin büyük kısmını ana hatlarıyla şekillendirdik. Şimdi elimizdeki bilgilerle isterleri bir toparlayalım ve yazılımımızın işlevlerini sıralayalım.

1. Sistem otomatik olarak takvim oluşturacak. Pazartesi – Cuma günleri aralığında her gün için sabah saat 10.00 akşam 17.00 aralığında 45’er dakikalık seanslar tanımlayacak. Bu seanslara öğlen 13.00 – 14.00 arası dâhil değil. (Burada hemen aklımıza bir soru gelmesi lazım. Seanslar aralıksız olarak mı atanmalı, yoksa iki seans arasına boşluk konmalı mı?)
2. Sekreter ya da diyetisyen istediklerinde belirli seansları kapatabilmeli ya da yeni seans açabilmeliler.
3. Hastalar ad, soyad, semt, cep telefon, email bilgilerini girerek seçecekleri bir gün ve seansa randevu alabilirler.
4. Hastalar belirli bir süre önceden (2 iş günü) randevularını iptal edebilirler ya da erteleyebilirler. Her iki durum da ilgili seansı boşa çıkartır ve başka birinin randevu alabilmesini sağlar. Erteleme için hastanın bilgilerini girmeye gerek kalmaksızın takvimden yeni bir boş seans seçmesi yeterli olur.
5. Bir ya da birçok seans için sekreterin ya da diyetisyenin seans iptali. Bu durumda ilgili seanslara randevu almış hastalara sms ve email mesajları gider.

İşlevsel isterlerimizi ana hatlarıyla belirledik. Şimdi bir kez daha diyetisyenimizle görüşme yapalım. Sonrasında sekreterimize de birkaç sorumuz olur. Ardından yazılımımızın tasarımına geçebiliriz.

Diyetisyenimize randevular arasında boşluk olup olmayacağını sorduk. Sekreterle konuşarak şimdiye kadar bu işlerin nasıl yapıldığını dinledik. Analizimizde eksik var mı doğrulamasını yaptık. Hatta birkaç da hastayla görüştük. Mevcut durumda şikayetçi oldukları şeyleri öğrendik, ardından bu işi internet üzerinden yapıyor olsalar sistemden neler beklerlerdi öğrendik. Sonrasında da işlevsel analizimizi güncelleyip, ne tür kullanıcı ekranları olacağı ve ne tip raporlar alınabileceğini de belirten bir belge hazırlayarak diyetisyenle analiz aşamasındaki son görüşmemizi yapıyoruz.

DİYETİSYEN VE SEKRETER İŞLEVLERİ:
1. Sistem yöneticisi girişi: Diyetisyen ya da sekreterin kullanıcı adı ve parolasıyla girerek, onlara özel işlemleri gerçekleştirmesini sağlayacak giriş ekranı.
2. Sistem yöneticisi parola değiştirme: Sisteme bir diyetisyen ve bir sekreter olmak üzere iki kullanıcı tanımlanacaktır. Bu kullanıcılar diledikleri zaman parolalarını değiştirebilirler.
3. Sisteme çalışma günlerinin tanıtılması: Diyetisyen ya da sekreter sistem yöneticisi ekranından kendilerine gösterilen günleri (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, cumartesi, Pazar) işaretleyerek çalışma günlerini belirlerler.
4. Sisteme çalışma saatlerinin tanıtılması: Diyetisyen ya da sekreter sistem yöneticisi ekranından seçtikleri bir çalışma günü için sabah ve öğlen çalışma saat aralığını girerler. (Öğlen yemeği saatleri dışarıda kalacak şekilde.)
5. Ek seans oluşturma: Diyetisyen ya da sekreter sistem yöneticisi ekranından seçtikleri bir tarih için, o günde olmayan ek bir seansı başlangıç saatini vererek tanımlarlar.
6. Seans iptali: Diyetisyen ya da sekreter sistem yöneticisi ekranından seçtikleri bir gün için belirli seansları, bir günün tamamını, ya birden fazla günü iptal edebilirler. Bu durumda sistem iptal edilmiş seanslara kayıtlı hastalara email ve sms gönderir.
7. Seans izleme/sorgulama: Sekreter ya da doktor belirli bir tarihteki seansların randevu durumunu izleyebilirler.
8. Sistemin otomatik olarak seans oluşturması: Kullanıcı ya da sistem yöneticileri belirli bir gün için seansları listelemek istediklerinde, eğer o gün için daha önceden seanslar oluşturulmamış ise, öncelikle ilgili günün çalışma günü olup olmadğına bakılır. İlgili gün çalışma günüyse, haftanın o günü için belirlenmiş çalışma saatlerine bakılırak, 45 dakika seans 15 dakika iki seans arası olacak şekilde seanslar tanımlanır. (Sistem bu işlevi arka planda otomatik olarak yapacaktır.)

HASTA İŞLEVLERİ:
1. Randevu alma: Hasta seçtiği bir gün için kendisine listelenen boş seanslardan dilediği birine ad, soyad, semt, cep telefonu ve email bilgilerini girerek kayıt olur.
2. Randevu iptali: Hasta randevu takibi için cep telefonu numarasını girerek almış olduğu randevuyu görüntüler. Eğer süresi içindeyse randevu iptal seçeneğini görebilecektir. Bu seçeneği tıklayarak iptal nedenini girer ve randevu iptal işlemi gerçekleşir.
3. Randevu erteleme: Hasta randevu takibi için cep telefonu numarasını girerek almış olduğu randevuyu görüntüler. Eğer süresi içindeyse randevu ertele seçeneğini görebilecektir. Bu seçeneği tıklayarak erteleme nedenini girer ve yeni randevu seansını seçerek erteleme işlemini gerçekleştirir.

SİSTEM YÖNETİM EKRANLARI:
1. Diyetisyen/sekreter sistem yönetim paneli giriş ekranı.
2. Diyetisyen/sekreter parola güncelleme ekranı.
3. Sistem yönetim menüsü.
4. Çalışma günleri tanıtma ekranı.
5. Çalışma saatleri tanıtma ekranı.
6. Ek seans giriş ekranı.
7. Seans kapatma ekranı.
8. Seans iptal ekranı.
9. Seans izleme/sorgulama ekranı.

HASTA EKRANLARI:
1. Randevu sorgulama ekranı.
2. Randevu alma ekranı.
3. Randevu iptal ekranı.
4. Randevu erteleme ekranı.

Yukarıdaki listelerle diyetisyene gidip, çözümlemeniz için teyit almanız analiz aşamasındaki son adım. Bundan sonraki aşamada tasarıma geçeceğiz. Sizin de fark ettiğiniz gibi bu basit örnek bile analizin ne kadar ciddi bir iş olduğunu açıkça göstermektedir.

Aslında ben bu örnekte diyetisyeni pek konuşturmadım. Daha neler neler çıkardı o diyetisyenden…

SON SÖZ : ANALİZ,ANALİZ,ANALİZ.......... (benden)

2.05.2008

XML-DTD-XSD arası dönüşüm (convert)

DTD to XML Schema ,XML Document to XML Schema,XML Document to DTD

In an effort to help our Allora customers to deal with conversions between XMLSchemas and DTDS, as well generating XML Schemas and DTDs from XML documents, we developed some XML Utilities that you can use free of charge from this web page.

kaynak: http://www.hitsw.com/xml_utilites/

20.02.2008

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Logosu




BİLİNÇLİ STAJ YAPMAK ...

ÖZET: bilinç-staj-yapmak/

Bireyin herhangi bir şeyi bilinçli olarak yapması, yaptığı şeyin anlamını ve önemini kavrayarak kendi isteği ve iradesi ile faaliyette bulunması anlamına gelir. Bu yüzden bilinçli bir şekilde staj yapmak için öncelikle “staj” kavramının anlam ve önemini kavramak gerekiyor.

Bir çok öğrenci stajı, okul idarelerinin yaz tatillerini sabote etmek için uydurduğu bir icat olarak düşünür. Stajın yaz tatillerinizi sabote eden bir olay veya çalışma yaşamına hazırlanmak için iyi bir fırsat olarak değerlendirilmesi tamamen sizin bakış açınıza bağlıdır. Eğer bakış açınız çalışma yaşamına hazırlık yönünde ise stajdan çok şey kazanırsınız, yok bir angarya olarak görürseniz stajın size hiç bir faydası olmaz… Bana göre stajdan kazanabileceğiniz çok şey var :

1. Gerçek uygulamaları görmek :

Okulda öğrenilen bilgilerin çoğunluğu teoriktir. Amaç öğrencilerin, uygulamaların altında yatan temelleri ve düşünce biçimini algılamasını sağlamaktır. Bu nedenle de bu bilgilerin çoğu doğrudan doğruya uygulanamaz. Fen bilimlerinden sosyal bilimlere gidildikçe teori ile uygulama arasındaki fark da giderek artar.

Derslerde yapılan uygulamaların bir çoğu da öğrenmeyi kolaylaştırmak için basite indirgenmiştir. Kuşkusuz basite indirgenmiş uygulama yapmak, hiç uygulama yapmamaktan daha iyidir. Bu uygulamaları başarı ile yapan öğrenci de okulda öğrendiklerini kolayca iş yaşamında uygulayabileceğini düşünür. Oysa gerçek iş yaşamındaki uygulamalar okulda yaptırılanlardan hem daha farklıdır, hem de daha karmaşıktır.

Diğer yandan bilim ve teknolojideki gelişmelerin uygulamaya yansıması, ders programlarına yansımasından daha hızlıdır. Bu yüzden ders kitapları ve ders içerikleri, genellikle uygulamanın gerisinde kalır. Bu da okulda öğrenilenler ile uygulama arasında farklılıkların nedenlerinden biridir.
Okulda öğretilenler hep “olması gereken”ler üzerine kuruludur. Ancak “olan” lar genelde olması gerekenlerden farklıdır. Okulda öğretilenler “mekanik”tir, yani bir şeyi belirli bir şekilde yaparsanız, belirli bir sonucu alırsınız. Oysa iş yaşamında bu bilgileri uygulama esnasında mutlaka “insan” faktörü devreye girer, bunun sonucunda mekanik ilişkiler işlemez ve beklediğiniz sonuçları alamazsınız.

Okulda öğretilenler ile gerçek iş yaşamının işleyişi arasındaki farklılıklar için daha bir çok neden ileri sürülebilir. Önemli olan okulda öğrenilenler ile uygulama arasında farklılıklar olduğunu algılayarak gerçek uygulamanın nasıl işlediği hakkında bilgi sahibi olmaktır. Üniversitelerin staj programlarında genellikle amacın okulda öğrenilenlerin iş yaşamında uygulanması olduğu ileri sürülür. Ancak yukarıda belirtilen nedenlerle bu amacın gerçekleştirilmesi olanağı yoktur. Bunun yerine amaç “okulda öğrenilen bilgilerin uygulamada nasıl işlediğini görmek” olarak alınırsa daha doğru bir yaklaşım olur.

Öğrencilerin gerçek uygulamaları görmesinin en büyük yararı, çalışmaya başladıktan sonra iş yaşamına göstereceği uyumun daha kısa sürede gerçekleşmesidir. Literatürde “gerçek şoku” olarak adlandırılan, kişinin beklentileri ile karşılaştıkları arasındaki farkın yüksek olmasından kaynaklanan uyumsuzluk sorunları da böylece en az düzeyde kalmış olur.

2. Çalışma koşullarını görmek :

Derslerde yapılan uygulamalar, genellikle sınıf veya laboratuvar ortamlarında yapılır. Bu uygulamalar sırasındaki konumunuz “öğrenci” dir ve temel sorumluluğunuz uygulama konusu olan dersi “öğrenmek”tir. Bu uygulamalar sırasında size yol gösteren ise öğretim üyesidir ve eğer uygulamalarda başarısız olursanız en fazla o dersten kalır, bir sonraki sene geçersiniz. Uygulamalar sırasında bazı hatalar yapmanız doğal karşılanır, çünkü o işi ilk defa yapıyorsunuz ve sonuç olarak öğrencisiniz… Üstelik uygulamalar “sanal” olarak tasarlandığı için uygulamada yaptığınız hataların kimseye zararı da olmaz.

Bir de çalışma ortamındaki koşullara bakalım. Konumunuz artık “çalışan” olmuştur. Temel sorumluluğunuz ise çalıştığınız pozisyon ile ilgili işleri “yapmak”tır. Bazı kurumsallaşmış firmalarda işe yeni başlayanların firmaya ve pozisyona uyum sağlamaları için yapılandırılmış oryantasyon programları varsa da (ne yazık ki ülkemizde kurumsallaşma düzeyinin çok az olmasından ötürü) bir çok firmada bu tür programlara rastlanmaz. Dolayısı ile size işinizi yaparken yol gösterecek olan bir “öğretim üyesi”ni yanınızda bulamazsınız. Onun yerine genellikle bilgilerini paylaşmayan bir “yönetici” ile karşılaşırsınız ve bu yöneticiye öğretim üyesinde olduğu kadar kolayca yaklaşamazsınız. Bu durumda işinizle ilgili bilgileri bölümünüzdeki diğer deneyimli kişilerden almaya çalışırsınız, ama onlar da ileride kendilerine rakip olabileceğiniz düşüncesi ile bu konuda pek istekli davranmazlar.

Uygulamalı derslerde yaptığınız hatalar normal karşılanırsa da, iş yaşamında yaptığınız hatalar pek normal karşılanmaz. Yaptığınız hatanın büyüklüğüne göre bir karşılığını görürsünüz. Küçük hatalarda sözlü olarak uyarılırsınız. Çok büyük hatalarda ise işinize son verilmesi bile mümkündür. Üstelik artık yaptığınız uygulamalar artık sanal değildir. Dolayısıyla yaptığınız hatalar sonucunda en azından bir kişi veya kurum olumsuz olarak etkilenir ve zarar görür.

Öğrencilik konumu ile çalışan konumu ve her iki konumun çalışma koşulları arasındaki farklar, yukarıda belirtilenlerle sınırlı değildir. Daha bu konuda pek çok fark ileri sürülebilir. Örneğin ;

* Öğrencilikte sadece ders olduğu günler okula gidersiniz ve arada boşluklar vardır. Çalışma yaşamında ise işiniz olsun olmasın belirtilen mesai saatlerinde işyerinde olma zorunluluğunuz olduğu gibi genellikle bu süreleri de aşan bir şekilde çalışırsınız.

* Devam zorunluluğuna uyduğunuz sürece canınız istemediğinde (veya işiniz çıktığında) bazı derslere girmeyebilirsiniz. Çalışma yaşamında devam zorunluluğu % 100’dür ve önemli işiniz olsa bile yöneticinizden izin almak zorundasınız. Ayrıca derse geç kalma ile işe geç kalma arasında da önemli farklar vardır.

* Okulda öğrencilerin uymak zorunda bazı kurallar vardır. Ancak öğrenciler çok, bu kuralları uygulatacak olanların sayısı ise azdır. Üstelik tüm öğrencileri sürekli gözönünde tutmak imkansızdır. Öğrenci psikolojisi de zaten kurallara aykırı hareket edenleri okul yönetimine şikayet etmenin, yani ispiyonculuğun çok kötü olduğu şeklindedir. Bu yüzden bir çok kural ihlali yönetime ulaşmaz. Ulaşanlar da öğrencinin genç ve deneyimsiz olduğu gözönünde bulundurularak, ciddi yaptırımların uygulanması yerine öğrencinin geleceği ile oynamamak adına genellikle sözlü uyarılarla geçiştirilir. Buna karşılık işyeri kurallarının (çoğu zaman yazılı olmamasına rağmen) yaptırımları çok ciddidir ve acıması yoktur. Yaptığınız tüm faaliyetler yöneticilerin ve çalışma arkadaşlarının gözetimi altındadır. Üstelik bu kez “öğrenci psikolojisi”nin yerini “çalışan psikolojisi” almıştır ve bu psikolojide bazen gelecekte kendisine rakip olabileceği düşüncesi ile, bazen de üstlerine yaranmak amacı ile “ispiyonculuk” yapılmasına daha sık rastlanır. Sonuçta çalışma yaşamında “Her koyun kendi bacağından asılmaktadır.”

* Öğrencilerin çalıştıkları alanların durumu, (dersaneler, amfiler, kütüphaneler, laboratuvarlar vb.) ve okulun sosyal olanakları, genelde bir çok işyerinden daha iyidir. (kuşkusuz bu, okuldan okula ve işyerinden işyerine büyük farklılıklar gösterir.) Hatta denilebilirki çoğu vakıf üniversitesinin koşulları, yabancı şirketler bir tarafa bırakılacak olursa, bir kaç büyük firma dışında çok daha iyi durumdadır. Oysa gerçek çalışma koşulları, (hele bir de arazide çalışılması gerekiyorsa) okuldakilerden daha zordur. Örneğin tıp fakültelerinde öğrencilere sunulan bir çok olanak, devlet ve SSK hastanelerinde daha azdır.
Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkün… Ancak sanırım “çalışma koşullarını öğrenmek” ile neyi kasdettiğim daha açık hale geldi. Bu koşulları ancak staj sırasında gözlemleyebilir ve öğrenebilirsiniz. Üstelik konumunuz hala öğrenci olduğundan, yapacağınız hatalar hoşgörülür ve işle ilgili bilgilere daha kolay ulaşabilirsiniz. En azından çalışanlar sizi kendilerine rakip olarak görüp, bilgilerini paylaşmaktan kaçınmaz. Bütün bunların sonucunda kendinizi iş yaşamına çok daha iyi hazırlayabilirsiniz.

3. Mesleki gelişim için gerekli yetkinlikleri öğrenmek :

Her meslekte gelişmek için gerekli olan bir takım yetkinlikler vardır. Bu yetkinliklerin bir çoğu, kurumsallaşmış firmalarda görev tanımları, işe alma, terfi, performans değerlendirme, ücretlendirme gibi süreçlerde kullanılır. Okulda öğrendikleriniz, bu yetkinliklerin daha çok bilgi boyutuna ilişkindir. Bu bilgiyi beceri ve tutumlarınızla birlikte gözlemlenebilir davranışlara, yani yetkinliklere dönüştürmek durumundasınız. Ayrıca bir çok pozisyonda, mesleki bilginin yanında, okulda temel bilgisi öğretilmeyen bir çok yetkinliğin sizde bulunması istenir. Hele yönetici konumlarına gelindikçe mesleki bilginin yerini giderek bu tür yönetici yetkinlikleri alır.

Bilinçli staj yapmanın en önemli yararlarından biri de, iş yaşamında ne gibi yetkinliklerin gerekli ve geçerli olduğunu öğrenmektir. Bunun için staj yaptığınız iş yerinin ;

Görev tanımlarını ve bu görevleri yapacaklarda aranılan nitelikleri (konunuzla ilgili olanlarını),
İşe alım süreçlerini, işe alımda ne gibi özelliklerin arandığını,
Terfi için nelere dikkat edildiğini ve ne gibi özellikler arandığını,
Performans değerlendirmesinin nasıl yapıldığını, performans değerlendirmesinde hangi kriterlerin yer aldığını ve bu kriterlerin açıklamalarını,
Ücretlendirmenin hangi kriterlere göre yapıldığını,
öğrenmenizde büyük yarar vardır. Buradan edineceğiniz bilgiler sonucunda iş yaşamında ne gibi yetkinliklerin gerektiği konusunda fikir sahibi olabilirsiniz. Ayrıca, staj yaptığınız birimin yöneticileri ve çalışanlarına, mesleği iyi bir şekilde yapabilmek için ne gibi özelliklerin gerektiği konusundaki görüşlerini sorup, bunları diğer bilgiler ile bütünleştirebilirsiniz.

Mesleki gelişim için gerekli yetkinlikleri öğrenmenin de bir çok yararı var. Öncelikle iş dünyasının sizden ne gibi özellikler istediğini öğrenerek kendinizi bu konularda geliştirebilirsiniz. Bu yetkinliklere ait bir çok bilginin, okuldaki dersler ile verilmediğini biliyoruz. O zaman iş size düşmektedir. Bu amaçla gerekli yetkinliklerden hangilerine sahip olduğunuzu, hangilerinde ise yetersiz olduğunuzu değerlendirip, eksik olanları geliştirme yoluna gitmelisiniz. İkinci olarak bu yetkinlikleri geliştirirseniz, mezuniyetten sonra iyi bir firmada iş bulma şansınız artar. Üstelik işe başladıktan sonra da çalışma yaşamına kısa sürede adapte olup başarılı sonuçlar alabilirsiniz.

4. Mesleki çevre edinmek :

Staj ile birlikte mesleki alanda ilk iş çevrenizi de yapmaya başlayacaksınız. Bir çok firmada yöneticiler stajyerlere daha pozitif bakar ve o işyerinde çalışmaya başlamış olsanız bir çalışan olarak kuramayacağınız diyalogu bir stajyer olarak daha rahat kurarsınız. Benzer durum staj yaptığınız birimdeki diğer çalışanlar için de geçerlidir.

Diğer yandan stajyerler, bir çok firma için personel adayı kaynağıdır. Çalışmasından memnun kalınan bir stajyer, deneme süresi gerektirmez, çünkü çalışması bilinmektedir. Ayrıca firma kültürünü bildiği için uyum sağlaması da daha kısa sürer. Bu yüzden firmalar yeni mezun elemana ihtiyaç duyduklarında, staj döneminde çalışmasından memnun kaldıkları stajyerleri tercih ederler. Diyelim ki mezun oldunuz ve staj yaptığınız işyerinde yeni mezun elemana ihityaç duyulmuyor. Yine de o işyerindeki kişilerin sizi başka firmalara yönlendirmesi, en azından başvurduğunuz firmalar için referans olmaları, ancak iyi bir staj dönemi geçirmişseniz, yani çalışmanızdan memnun kalınmışsa mümkündür.

Görüldüğü üzere stajınızı bilinçli bir şekilde yapmanızın çalışma yaşamına hazırlanmanızda size çok büyük yararları olabilir. Bunun için öncelikle sizin bu konunun önemine inanmanız gerekir. Ancak ondan sonra kendinizi bilinçli bir staj yapmaya yönlendirebilirsiniz. Eğer bu konunun önemine inanmışsanız son bir kaç öneride daha bulunmak istiyorum :

* Staja başlamadan önce, o stajdan neler beklediğinizi kendinize sorun. Beklentilerinizi listeleyin. Staj süresince nelerin uygulamasını görmeyi hedeflediğinizi, neleri öğrenmeyi istediğinizi bir yere yazarak planlayın. Bu çerçevede yukarıda belirttiğim konuları da çalışma planınıza dahil edin.

* Mümkün olduğu kadar kurumsallaşmış firmalarda staj yapmaya çalışın. Çünkü bu firmalarda staj programları daha ciddiye alınmaktadır. Böylece stajınızda size daha çok vakit ayrılır. Ayrıca kurumsallaşmış firmalar, yapı olarak büyük firmalar olduğundan, okulda öğrendiğiniz bir çok konunun uygulamalarını görebilirsiniz. Küçük firmalarda bu tür uygulamaları gözlemlemek şansı daha azdır.

* Genel olarak staj yaptığınız firmaya bir “yük” olduğunuzu unutmayın. Çünkü eğitim pahalı bir iştir. Size zaman ayrılması gerekir ve bu da çalışanların normal işlerini bir yana bırakarak size zaman ayırmaları ile gerçekleşir. Bu da firma açısından bir maliyet demektir. Bu algılamanın iki sonucu vardır : Birincisi firmanın çalışanlarının tüm zamanlarını size ayırmalarını beklemeyin… İkincisi, firmanın çalışanlarının rutin olarak yaptıkları işleri üstlenerek firmaya katkıda bulunun ve bu maliyeti karşılayın… Göreceksiniz ki firma çalışanları size daha fazla vakit ayıracaklardır.

* Araştırıcı olun… Yukarıda belirttiğim gibi, ne kadar iyi programlanmış olursa olsun, çalışanlar size ne kadar fazla vakit ayırırlarsa ayırsınlar, yine de firmanın size aktarabileceği bilgiler sınırlıdır. Okulda öğretim üyeleri size birşey öğretmek için çaba gösterir, işyerlerinde ise çalışanların böyle bir kaygısı yoktur. İster öğrenirsiniz, ister öğrenmezsiniz, onlar için bir şey farketmez. ( Tatil dönüşlerinde “stajda iken nasıl kaytardıklarını” heyecanla diğer arkadaşlarına anlatan öğrenciler için özellikle belirteyim ki stajdan kaytarmak bir “marifet” değildir.) Bu yüzden siz araştırp sormadıkça, kimse size fazladan bir şey öğretmek için çaba göstermez. Kuşkusuz çalışanların size fazladan bir şey vermesi için de sizin de fazladan bir şeyler yapmanız gerekir. Çalışanların rutin işleri gibi…

* Firma çalışanlarınca size yapmanız için verilen her işi yapın ( Bu bir çalışanın işini yapmak olsa bile…) Bu işler size çok basit ve angarya gibi gelebilir. Kendi kendinize “Ben üniversitede bunca sene bu sıradan işleri yapmak için mi okudum?” şeklinde hayıflanmayın. Bu tür işlerin size bir çok yararı var : Öncelikle işin mutfağını görmüş olursunuz. Yaptığınız iş vasıfsız birinin yaptığı bir iş olsa bile, eğer ileride sizinle bu işleri yapan kişiler çalışacaksa, onların çalışma koşullarını, çalışma şeklini bildiğiniz için daha isabetli kararlar verirsiniz. İkinci olarak, çalışma yaşamının başlarında bu tür işleri bizzat kendiniz yapacaksınız, şimdiden alışmakta yarar var. Üçüncüsü işinizle ilgili olmasa bile yaptığınız bu tür işler ile firmaya katkı sağlamış ve yaptığınız stajın firmaya maliyetini bir ölçüde karşılamış olursunuz. Son olarak çalışkanlığınızla göz doldurur, mezun olduktan sonra gerek o firmada, gerekse o firmanın tavsiyesi ile başka firmalarda iş bulma olasılığınız artırmış olursunuz.

* İşyeri kurallarına uyun ve sanki o firmanın bir çalışanı imiş gibi davranın. Bunun için öncelikle işyeri kurallarını öğrenin. Giyiminiz, işyerine geliş gidiş saatleriniz, işyeri içerisindeki davranışlarınız, bu kurallara uygun olsun. Yukarıda belirttiğimiz faydalar, burada da geçerlidir.

* Son olarak eğer staj yapacaksanız, bilinçli bir şekilde yapın. Stajınızı bu şekilde yapmayacaksanız, tanıdık bir işyeri ayarlayın, size staj belgesini bir şekilde düzenlerler. Hiç olmazsa tatilinizi yarıda kesip, boşu boşuna zamanınızı harcamamış olursunuz. Sonradan çalışma yaşamına başladığınızda “keşke stajımı bilinçli şekilde yapsaydım.” demek yok ama… Benden söylemesi…


kaynak: http://www.mcozden.com/joomla1/index.php?option=com_content&task=view&id=163&Itemid=33

9.01.2008

BDV-499246-BDV

1.01.2008

Yapay sinir ağları metodolojisi ile ekonomik bazı verilerin tahminlenmesi

Aşağıdaki çalışmalar bir çok istatistiksel ve ekonometrik yönteme göre ekonometri alanında yeni bir yöntem olan Yapay Sinir Ağları (Artificial Neural Networks) teknolojisinin öngörü modellemesi tekniği olarak Türkiye ekonomisine ait bazı makroekonomik değişkenlere (Toptan Eşya Fiyat Endeksi -TEFE- ,IMKB100,Döviz Kuru) uygulanmasını kapsamaktadır.

  1. Yıldız Ö. , "Döviz Kuru Tahmininde Yapay Sinir Ağlarının Kullanımı",Temmuz 2006
    Özet : Türkçe , Abstract :İngilizce ilgili bağlantılardan ulaşılabilir.
  2. Yurtsever C. , "Yapay sinir ağları ile tahmin modellemesi :İMKB100 Endeksi Tahmini" , 2006
    Özet : Türkçe , Abstract :İngilizce ilgili bağlantılardan ulaşılabilir.
  3. YURTOGLU H. , “YSA Metodolojisi ile Öngörü Modellemesi: Bazı Makroekonomik Degiskenler çin Türkiye Örnegi”, 2005
    Özet : Türkçe ilgili bağlantılardan ulaşılabilir.